Kapat

Başkan Erdoğan yeni bir dönem başladığını müjdeliyor. Fakat, mesajları çok genel nitelikte. Daha önce de yabancı doğrudan yatırımlara davet, insan hakları, hukukun üstünlüğü, ekonomiye özen türü mesajları sıklıkla duyduk. Velakin, bu cümleler Sayın Erdoğan’ın lugatında klasik metinleri ezberlemiş bir ekonomistin beyindeki anlamlarla örtüşmüyor. Erdoğan’ın basın danışmanları “sızıntı” yapmadığı için verilen genel mesajın bize asıl lazım olan ekonomi ve piyasalara nasıl uygulanacağına dair şifrelerini çözemiyoruz. SABAH Gazetesi AKP’yle yakın ilişkisi olan bir basın organı. Cumartesi günü Okan Müderrisoğlu ve Burhanettin Duran’ın köşe yazıları bize kodları çözme konusunda ipuçları veriyor.  İki makaleden de kritik paragrafları sunuyoruz:

Burhanettin Duran:  Ekonomide hibrid dönem

“Ülkemizi yerli ve uluslararası yatırımcılar nezdinde riski az, güveni yüksek, kazancı tatminkâr bir cazibe merkezi haline getirmekte kararlıyız” cümlesi de yeni ekonomi politikası olarak okundu. Alanım olmadığı için ekonomiyi uzmanlarına bırakarak kabaca beklentimi söyleyeyim: 2014 ya da 2011 öncesi gibi, daha ortodoks anlamda piyasacı bir ekonomiye gitmediğimiz ve hibrid bir döneme geçileceği görüşündeyim.

Erdoğan’ın küresel sistem ile bölgemizdeki barış ihtiyacına yaptığı vurgular dünkü yazımda bahsettiğim önümüzdeki dört yıllık dünya siyasetine yönelik mesajlardı. Biden yönetimi ile şimdilik mahiyeti kısmen tahmin edilen, performansı ise öngörülemeyen bir yeni ABD küresel rolü ile karşılaşacağız. Her halükârda büyük güç rekabeti anlamında bir değişim dönemine giriyoruz.

Okan Müderrisoğlu:  Neden şimdi?

Her şeyden önce, görünür gelecekte piyasalarda gözlenebilecek dönemsel dalgalar ister istemez Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin siyasal kıyılarına çarpacaktır. Bu nedenle yenilenen ekibin ve yaklaşımın görünür gelecekte somut başarılar elde etmesi mutlak zorunluluktur.

Piyasaların ne ölçüde gönüllü işbirliğine yanaşacağı da kritik eşiktir. Yani, enflasyon-faiz denkleminde ileriye mi bakılacak, yoksa geriye yönelik kayıp iddialarının telafisi mi talep edilecek? Bir başka anlatımla 19 Kasım’daki Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’ndan çıkması muhtemel faiz artışı, piyasaları rasyonel çizgiye mi çekecek, yoksa “daha, daha, daha” istekleri için günlük taktik hamleler dizisi mi başlayacak?

Türk-Amerikan ilişkilerinin Ocak 2021’den sonraki seyri belirginleşene kadar piyasaların kur üzerindeki stres marjını hemen kaldırmayacakları da hesaba katılmak durumundadır. İyi niyetli ve samimi siyasi hamlelere rağmen, ertelenmiş dosyaların alacağı şekle göre tavır belirlemeye meyilli sermaye gruplarının olduğu akılda tutulmalıdır.

Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Enis Berberoğlu isimlerinde simgeleşen hassas yargılamaların, ekonomide ve hukuk güvenliği sahasında yeni dönemin başladığının kabulü için birer kritere dönüştürülmekte olduğu görülmeli, bu beklentiler doğru yönetilebilmelidir.

Ve nihayet…

Yerli ve milli ekonomi mücadelesinden rahatsız olan çevrelerin, an itibariyle yarattığı piyasa coşkusundaki suni dalga boyu da gözden uzak tutulmamalıdır.

Özetle… Ekonomide özellikli bir dönem başlamış; piyasaların ısrarını, küresel sermayeyi ve insan haklarını gözeten politikalar esnek hamlelerle güncellenmiştir.

Ahmet Takan Ankara’da zor haftanın perde arkasını anlattı

Erdoğan’ın geri dönüşü: Ekonomide ve hukukta yeni bir reform dönemini başlatıyoruz

Önce katıksız demokrasi sonra üretim seferberliği

FÖŞ yazdı: ABD’de demokrasi şöleni kutlanıyor

KAYNAK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Kapat
%d blogcu bunu beğendi: