Kapat

2020 senesini işsizlikten pandemi kaynaklı gelir yoksunluğuna kadar çok farklı nedenlerle sefalet içerisinde geçiren Türk insanı, şimdi 2021 yılında hangi parayla geçinemeyeceğinin pazarlığına başlıyor.

Pazarlığa geleceğim ama sefalet vurgusunu açayım; çünkü laf olsun diye söylemedim. Ortalama bir vatandaşın ekonomik durumunu ortaya koyan Sefalet Endeksi var. Dünya çapında bir endeksten söz ediyorum.

Her yıl Dünya Sefalet Endeksi, düşünce kuruluşu Cato Institute tarafından açıklanıyor. 95 ülke arasında ortaya çıkan sıralamaya göz attığınızda, Türkiye’nin 2014 yılında 22. basamakta olduğunu görüyoruz.

Gelelim son veriye… 2019 yılında Dünya Sefalet Endeksi’nde Türkiye 5. sırada yer aldı. Dikkatinizi çekiyorum 2019 yılından söz ediyor. Yani henüz ortada pandemi yok. Pandemiden kaynaklanan iş kayıpları, artan yaşam giderleri, düşen gelirler gibi bir dizi sorunun etkisinden söz etmiyoruz.

Şimdi asıl tartışma burada başlıyor. Bu süreçte tamamen yalnız bırakılan ve krediden başka destek sunulmayan Türk insanının çalışan nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ı asgari ücretle kazanç sağlıyor.

Asgari ücret deyip geçmeyin. 2020 yılında net 2 bin 324 TL’den söz ediyoruz. Ayrıca bu gerçek asgari ücret de değil. Bu rakamın yaklaşık 220 TL’si asgari geçim indirimi. Yani daha doğru bir hesaplamayla asgari ücretin 2 bin 100 TL civarında olduğu gözleniyor.

Peki buna karşılık ülkedeki açlık sınırı ne? Türk-İş, Kasım ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırını 2 bin 517 TL, yoksulluk sınırı da 8 bin 198 TL olarak açıkladı. Yani şu an itibariyle asgari ücret alan, alabilen, halen bir işi olan zaten açlık sınırının altında yaşıyor. Bir de buna pandemi nedeniyle günlük 39 TL’lik seviyeyi ekleyin ve durumu siz düşünün.

Daha kötüsü ne biliyor musunuz? Keşke bu rakamlar cimrilikten dolayı bu seviyede olsaydı. İşveren en az bu rakamın yarısı kadar bir ilaveyle vergi ve SGK primi veriyor. Veriyor diyorum lakin o da tartışmalı. Çünkü tahakkuk edilip tahsil edilemeyen vergi oranı 551 milyar TL. SGK ise tamamen batık noktada. Yani bu haliyle bile yük karşılanamıyor.

Şimdi bu fotoğraf içerisinde 4 Aralık’ta asgari ücret komisyonu toplanıp, 2021 yılına ilişkin asgari ücreti belirlemek üzere pazarlığa başlayacak. Böylesine acı bir tabloda neyin pazarlığı yapılacak bilmiyorum.

Ama öngörülen rakamlara baktığınızda 2 bin 500 TL ile 2 bin 600 TL arasında değişen, üste alta küsuratları olan olası rakamlardan söz ediliyor. Yani daha belirlediğimiz noktada açlık sınırının altında kalacak bir vatandaş gerçeği önümüze gelecek.

Sorular şimdi şunlar: Birincisi insanlar bu rakamlarla nereye kadar yaşayabilecek? İkincisi bu rakamı bile alabilen, yani bir işi olan kaç kişi ayakta kalacak? Üçüncüsü verilen bu yetersiz rakamı dahi kaç işletme karşılayabilecek? Bu durumda 4 Aralık’ta toplanacak komisyonun işlevine açlık pazarlığı demekte haksız mıyız?

cetinunsalan@yahoo.com

 

 

Çetin Ünsalan: Parayla girişimci batırmak

 

 

İktidar, Her çiftçiye ortalama bir ev parası borçlu

 

 

Tuncay Mollaveisoğlu derinleşen ‘durgunluğu’ yazdı!

 

 

CHP açlığa terk edilen esnafa yeni koruma paketi istedi

 

@cetinunsalantv

KAYNAK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Kapat
%d blogcu bunu beğendi: